Bu uğruna ölümü bile göze aldığım bir hedef

O ten renginin insanların kaderini belirlediği bir ülkede doğdu ve hayatı boyunca tüm fertlerin eşit olacağı bir ilke uğruna savaştı

 

 

O, ten renginin insanların kaderini belirlediği bir ülkede doğdu ve hayatı boyunca tüm fertlerin eşit olacağı bir ilke uğruna savaştı. Güney Afrika’nın eski Devlet Başkanı Nelson Mandela 95 yaşında hayata veda etti. Güney Afrika Devlet Başkanı Jacob Zuma, devlet televizyonundan yaptığı açıklamada, Mandela’nın, evinde, “huzur içinde” yaşamını yitirdiğini belirtti. Akciğer enfeksiyonu nedeniyle 8 Haziran’da hastaneye kaldırılan Mandela, 1 Eylül’de taburcu edilerek evine gönderilmişti.



 

Alçakgönüllü bir lider

 


Nelson Mandela’nın hayatı, çağımızın en sıradışı ve en etkileyici öykülerinden biri ve tanıklığıdır. Dünyanın en saygı duyulan devlet adamlarından biri olan Mandela, Güney Afrika’da ırk ayrımcılığına dayalı rejimi yıkarak yerine tüm ırkların eşit şekilde temsil edildiği bir demokrasi getirmek için verilen mücadeleye önderlik etti. 27 yıl hapis yattıktan sonra Güney Afrika’nın seçimle iktidara gelen ilk siyahi başkanı oldu, dünyanın çatışma yaşayan başka bölgelerine barışın gelmesine öncülük etti. 1993 yılında Nobel Barış Ödülü’ne layık görüldü. Mandela’nın ilgi çekici kişiliği, alçakgönüllüğünden gelen mizah gücü ve maruz kaldığı şiddete rağmen kin ve kırgınlık taşımaması, niçin tüm dünyanın hayranlık duyduğu bir lider olduğunu da açıklıyor, şüphesiz.

1999 yılında başkanlık görevinden çekilen Mandela, o tarihten sonra Güney Afrika Cumhuriyeti’nin en üst düzey elçisi olarak görev yaptı; HIV/AIDS’e karşı kampanyalarda yer aldı. Ayrıca ülkesinin 2010 Dünya Kupası’na evsahipliği hakkını kazanması için de özel çaba sarf etti. 2001 yılında prostat kanseri teşhisi konulsa da faaliyetlerine ara vermedi. Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde, Burundi’de ve diğer Afrika ülkelerinde barış müzakerelerinde yer aldı. Mandela 2004 yılında, 85 yaşındayken ailesine ve dostlarına daha fazla zaman ayırabilmek için faal kamu yaşamından çekildiğini açıkladı.




Madiba’nın yaşamı



Nelson Mandela 1918 yılında, Güney Afrika’nın Doğu Cape eyaletinde küçük bir köyde doğdu. Dedesi Thembu aşiretinin kralı, babası ise kabile şefiydi. Güney Afrika’da, aşirette çağrıldığı takma adla “Madiba” diye bilinir. “Rolihlahla Dalibhunga” adıyla doğdu ancak öğretmeni kendisine, İngilizce “Nelson” ismini verdi. Annesi Hıristiyan Metodist mezhebine bağlı olduğundan, Metodistlerin yatılı okullarında okuduktan sonra Güney Afrika’da siyahların öğrenim görebildiği tek üniversitede hukuk öğrenimi gördü. Yerli halkın beyazlara karşı hak mücadelesini savunan Afrika Ulusal Kongresi’ne (ANC) ilk kez 25 yaşındayken, daha sonra ise eylemci olarak 1943 senesinde katıldı. Ardından ANC Gençlik Kolu’nu kurdu ve başkanlığını üstlendi. İlk eşi Evelyn Mase ile 1944 yılında evlendi. Üç çocuk sahibi olan çift 1957 yılında boşandı. Öğrenimini tamamladıktan sonra ilk avukatlık bürosunu, ortağı Oliver Tambo ile beraber 1952 yılında, Johannesburg’da açtı. 1950’li yıllara gelindiğinde ırk ayrımcılığı etkisini iyiden iyiye göstermeye başlamıştı. Nelson Mandela, Afrika Ulusal Kongresi’nde etkin rol almaya başladı. Daha militanca bir örgütlenmeyi savunan Mandela, defalarca tutuklandı, siyasi faaliyetlerde bulunması yasaklandı. Beyazların ve siyahların beraber yaşadığı bir Güney Afrika hayalini paylaşan Güney Afrikalı komünist beyazlarla yakınlık kurdu. Mandela ve Tambo birlikte, siyah çoğunluğu baskı altında tutan, beyazların kurduğu Ulusal Parti’nin uygulamaya başladığı ırk ayrımcılığı (apartheid) sistemine karşı kampanya yürüttüler.


Mandela, 1956 yılında 155 eylemciyle beraber en ağır düzeyde vatana ihanetle suçlandı ama hakkındaki suçlamalar, dört yıl süren duruşmaların ardından düşürüldü. Irk ayrımcılığına karşı direniş her geçen gün büyüdü; özellikle de, siyahların nerede yaşayıp nerede çalışacaklarını sınırlayan yasalara karşı tepkiler güçlendi.

Mandela, 1958 yılında Winnie Madikizela’yla evlendi ancak ANC’nin 1960 senesinde yasadışı ilan edilmesiyle, diğer parti üyeleriyle beraber saklanmak zorunda kaldı. Irk ayrımcılığı giderek daha fazla hissedilmeye başlandı; 1960 senesinde 69 siyahın polis tarafından öldürüldüğü Sharpeville Katliamı, bir dönüm noktası oldu.
 
Bu olay, barışçıl direnişin de sonunu getirdi. O sırada ANC’nin başkan yardımcısı olan Mandela, ordu ve hükümet hedeflerine karşı silahlı mücadele başlattı, ANC’nin silahlı kanadını kurdu. Bir süre sonra hükümeti devirmeye ve halkı kışkırtmaya çalışmakla suçlanarak tutuklandı ve hapse atıldı.

 

Mandela, Afrika Ulusal Konseyi’nin on üyesinin ırk ayrımı güden rejimi yıkmak amacıyla yaptıkları eylemlerden dolayı yargılandıkları meşhur Rivonia Davası sırasında, kendi savunmasını yaparken, demokrasi, özgürlük ve eşitlik konusundaki görüşlerini şu sözlerle dile getirecekti:
“Ben, tüm insanların uyum ve eşit fırsatlara sahip şekilde beraberce yaşadığı, demokratik ve özgür bir toplum idealini benimsedim. Bu, uğrunda yaşamak ve ulaşmak istediğim bir idealdir. Ama gerektiğinde bunun uğrunda ölürüm de.”

Nelson Mandela, 1964 yılının kışında, 46 yaşındayken ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. 1982 yılında Pollsmoor Hapishanesi’ne nakledilinceye dek, Cape Town açıklarındaki Robben (Fok) Adası’nda tam 18 yıl yaşadı. Mandela ve diğer ANC liderleri ya hapiste ya da sürgündeyken, Güney Afrika’da direniş son bulmadı; yüzlerce insan öldürüldü, binlerce kişi yaralandı. Ancak Mandela, hapiste olmasına rağmen direnişin sembolü olarak öne çıktı. Hapsedildiği Robben Adası, adeta bir eğitim merkezi oldu. Mandela, mahkumların oluşturduğu politik eğitim sınıflarının başında yer alıyordu. Bu arada sürgünde olan eski ortağı Tambo, 1980 yılında Mandela’nın serbest bırakılması için uluslararası bir kampanya başlatmıştı.



Hapishaneden Nobel Barış Ödülü’ne...



Uluslararası toplum Güney Afrika’da ırk ayrımcılığı güden rejime karşı ilk kez 1967 yılında yaptırım uyguladı. Baskılar 1990 yılında sonuç verdi; Güney Afrika hükümeti, sonuçta işbirliği yapabileceği tek siyah liderin Nelson Mandela olduğunu idrak etti. Dönemin Güney Afrika devlet başkanı Frederik Willem de Klerk, ANC’ye konan siyaset yasağını kaldırdı. Mandela serbest bırakıldı ve Güney Afrika’da tüm ırkları temsil eden bir demokrasi kurulması için görüşmeler başladı. Mandela ve ANC liderleri, silahlı mücadeleyi askıya aldıklarını açıkladı. O dönemde Mandela, 1992 yılında adam kaçırma ve ikinci derece fiili saldırıda bulunmakla suçlanan ikinci eşi Winnie’den boşandı. 1993 yılının aralık ayında Mandela ve de Klerk, Nobel Barış Ödülü’ne layık görüldü. Bundan beş ay sonra Güney Afrika tarihinde ilk kez tüm ırklardan adayların katıldığı demokratik seçimler düzenlendi ve Mandela ezici bir çoğunlukla cumhurbaşkanı seçildi.

Nelson Mandela’yı özel kılan, birçoklarının onu ayrı bir yere koymasına yol açan yanı, ırk ayrımı güden eski yönetime karşı kırgın, buruk ifadeler kullanmamasıydı.
Mandela, BBC’ye verdiği bir mülakatta böylesi bir bağışlayıcı tutuma nasıl vakıf olduğunu şu sözlerle anlatıyordu: “Eğer onları affetmezsek, kırgınlık ve intikam duyguları hep var olacaktır. Biz ise geçmişi unutalım, şimdiye ve geleceğe bakalım ama geçmişte yaşanan acımasızlıkların da bir daha yaşanmasına asla izin vermeyelim diyoruz.”




Halkına cesur olmayı öğretti...



Mandela cesaret hakkında bir derstir. O hem fiziki hem de manevi cesaret örneğidir. Hayatı boyunca korktuğu pek çok zaman oldu ancak bunu asla yansıtmadı. Bir lider olarak cesaret göstermesi gerektiğini kavrayarak her zaman korkularını yendi ve bize öğrettiği belki de en önemli şey buydu. Mandela, 80. doğum gününde Graca Machel’le üçüncü evliliğini yaptı. Hükümet işlerinde sorumluluğu yardımcısı Thabo Mbeki’ye bırakırken, kendisi daha sembolik roller üstlenmeye başladı. Uluslararası ortamda Güney Afrika’nın yeni imajının inşasına ağırlık verdi. Bu bağlamda ülkedeki çokuluslu dev şirketleri, yatırımlarını sürdürmeye ikna etti. 89. doğumgününde dünyanın en zor sorunlarının çözümünde danışmanlık yapacak “Akil Adamlar” grubunu oluşturdu. Son yıllardaki belki de en dikkate değer kampanyası, oğlu Makgatho’nun 1995’te ölümünden sonra oldu. Mandela, AIDS salgını konusundaki tabuların hala aşılamamış olduğu ülkede oğlunun AIDS’ten öldüğünü açıkladı ve Güney Afrikalıları, “AIDS’in normal bir hastalık olduğunu kabullenmeye, bu hastalığı konuşabilmeye” çağırdı. Nelson Mandela son olarak 2010 Dünya Kupası’nın kapanışında halkıyla buluştu.

 


Fotoğraf Galeri

Reklam
En Çok Okunan
88. Oscar Ödülleri ve Irksal Yansım... Gana lideri Mahama: Yarı dönemde ol... Samsung’un Afrika’daki büyümesi yav... Orhan Aydın / AYD YAPI... Doğu Afrika: Etiyo-Cibuti demiryolu... Afrika’da iş yapmanın yolu... Nefes kesen bakir bir coğrafya, bük... Nkechi Alli-Balogun: Liderliğin cin...
Reklam
Reklam
Sosyal Medya


© Copyright 2013 African Business Life
Bu sitenin içeriğinin kopyalanması ve yeniden dağıtılması açık olarak yasaktır. İşbu sitenin içeriğindeki herhangi bir hata veya yanlışlıktan şirket sorumlu tutulamaz.Tüm Hakları Ferm Ajans Ltd.Şti. ' ye aittir.