Türk medyasındaki Afrika imajı

Yakın bir zamana dek adı yalnızca yoksulluk, kıtlık, çatışma gibi olumsuz sözcüklerle anılan ve dünyadaki en az gelişmiş 48 ülkeden 33’üne evsahipliği yapan Afrika, aynı zamanda en hızlı gelişmekte olan ülkeleri de bünyesinde barındırmaktadır.

 

“Umutlu Kıta: Afrika Yükselişte”
 
Genel tablo karşısında “yoksulluk kıtanın değişmez kaderidir” şeklindeki katı anlayış, yerini umuda bırakmaktadır. The Economist dergisinin, 2000 yılının mayıs ayındaki bir sayısında sömürge geçmişine, sosyo-ekonomik sorunlarına ve süregelen çatışmalara vurgu yaparak “Umutsuz Kıta” başlığı ile kapağına taşıdığı Afrika için 2011 yılının aralık ayındaki sayısında “Umutlu Kıta: Afrika Yükselişte” başlığını kullanması, değişimin ve gelişimin tabii bir sonucudur. 1998’den bugüne katedilen mesafe ölçü alındığında, Türkiye’nin Afrika’ya yönelik siyasi ve ekonomik girişimlerinden başarılı sonuçlar elde edildiği aşikârdır. Sözgelimi 2005-2008 döneminde ikili ve çok taraflı ilişkiler ekseninde atılan önemli adımlar sayesinde Türkiye, Afrika ülkelerinin de büyük oranda desteğini alarak 2009-2010 döneminde BM Güvenlik Konseyi geçici üyeliğine seçilmiştir. Yine 2005 yılında 9,6 milyar dolar olarak açıklanan ticaret hacmi, 2008’de 16,8 milyar dolara ulaşmıştır. 2009 ve 2010 yıllarında küresel ekonomideki durgunluk, Türkiye ile Afrika arasındaki ticari ilişkileri de etkilerken, 2012 yılında 23 milyar dolar barajı aşılmıştır. Afrika ile ilişkilerimizin daha geniş bir platforma taşınabilmesi noktasında ise tüm sosyoekonomik aktörlerin dâhil olacağı ulusal bir ortaklığın tesis edilmesi gerekmektedir. Zira Afrika ile ilişkilerini ileriye taşımakta kararlı birer tutum sergilemekte olan ülkeler, çok sayıda aktörle daha geniş bir sahada boy göstermektedirler. 
 
Afrika ile sürdürülebilir iletişim için
 
“Türkiye-Afrika İşbirliği Çerçevesi”nin yedinci ve sekizinci başlıkları altında kültür, eğitim, medya ve iletişim gibi konulara yer verilmektedir. Dolayısıyla, yapılması gerekenler arasında Türk kamuoyunun Afrika’yı ne ölçüde tanıdığının objektif bir biçimde sorgulanmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Ne yazık ki, Afrika’nın halen yaşanmakta olan çatışmalar, sağlık sorunları ve gıda kıtlıkları gibi gündemlerle Türk kamuoyuna yansıtıldığı gözlemlenmektedir. Üstelik kıtadaki gelişmeler, belirli yabancı haber ajanslarından temin edilmekte ve bu durum karşısında gelişmelere sözkonusu haber ajanslarının gözünden bakılması, kaçınılmaz bir sonuç olmaktadır.
 
Afrika ile sürdürülebilir iletişimin tesis edilmesi amacıyla 2012 yılının mayıs ayında Ankara’da Türkiye-Afrika Medya Forumu icra edilirken, T. C. Başbakanlık Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü ile Afrika Medya İnisiyatifi’nin himayelerinde bir gazeteci değişim programının oluşturulması kabul edilmiştir. Bu girişimin ardından, 7 Kasım 2012 tarihinde taraflar arasında “Türkiye-Afrika Medya Platformunun Kuruluşuna Dair Deklarasyon ve Gazeteci Değişim Protokolü” imzalanmıştır. Buna karşın, söz konusu girişimden henüz somut kazanımlar elde edilememiştir.
 
İletişim noktasındaki en temel sorunların başında, kıtadaki gelişmelere dair sürdürülebilir bilgi akışının sağlanamaması gelmektedir. Sözgelimi Mali’de 2012 yılının mart ayında gerçekleşen askeri darbeye, ardındaki nedenlere ve bu süreçte yaşananlara yazılı ve görsel basında yer verilmezken, 2013 yılının ocak ayında Fransa’nın bu ülkeye askeri müdahalesi üzerine konunun bir süre gündemde yer tutması ve ardından unutulması, sözkonusu ülkede tam olarak neler yaşandığının anlaşılmamasına neden olmuştur. Bu gibi örnekleri çeşitlendirmek mümkündür.
 
Başarı hikayeleri paylaşılmalı
 
Türk medyasının, Batılı haber ajanslarının ve aktörlerin değerlendirmeleri çerçevesinde Afrika’yı gündeme taşıması da büyük bir eksiklik olarak göze çarpmaktadır. 2008 yılındaki Türkiye-Afrika İşbirliği Zirvesi’nin ikili ve çok taraflı ilişkilerimiz açısından ne gibi fırsatlar sunabileceği üzerinde durulması gerekirken, Batılı ülkelerin hedefindeki isimlerden Sudan lideri Ömer El Beşir’in zirveye katılımı, medyanın daha fazla irdelediği bir konu olmuştur. Afrikalı liderlerin ülkemize yaptıkları ziyaretler gündemde yer bulamazken geçtiğimiz mayıs ayında ülkemizi ziyaret eden Burkina Faso Dışişleri ve Bölgesel İşbirliği Bakanı’nın Dışişleri Bakanımız Ahmet Davutoğlu ile düzenlenen ortak basın toplantısında kısa süreli bir baygınlık geçirmesinin haber yapılması, bir başka düşündürücü örnektir. Oysaki medyanın, toplumun bilinçlendirilmesi ve kıtadaki sorunların çözümüne destek sağlanması noktasında ne denli etkin olabildiği 2011 yılında Somali örneğinde açıkça görülmüştür. Bu noktada vurgu yapılması gereken bir husus da yapılan yardımların ön plana çıkartılmasından ziyade müşterek projelere ve yatırım fırsatlarına dikkat çekilmesinin yerinde bir adım olacağıdır. Buna mukabil, yakın dönemde Afrika Kalkınma Bankası Grubu’na bölge dışı üye olan Türkiye açısından sözkonusu üyeliğin, Türk girişimcilere ne gibi fırsatlar sunacağı gündeme dahi gelmezken, birkaç hafta sonrasında Orta Afrika Cumhuriyeti ve Güney Sudan gibi kıta ülkelerinde yaşanan çatışmalara sıklıkla yer verildiğine tanıklık edilmiştir. Oysaki Afrika ülkelerinin kamuoyuna daha objektif olarak tanıtılması noktasında, fırsatlar sunabilecek gelişmelerin, yine kıta ya da ülke düzeyindeki başarı hikâyelerinin de paylaşılması gerekmektedir.
 
Günümüz itibariyle Türkiye-Afrika ilişkilerinde karşılıklı bilgi eksikliği, fırsatların önünde engel teşkil etmeye devam etmektedir. Özetle, Afrika’ya daha geniş bir açıdan bakıldığı takdirde çatışma, kıtlık, yoksulluk ve afet gibi sözcüklerin yanında kalkınma, başarı ve potansiyel gibi ifadeler de yer bulabilecektir.


Fotoğraf Galeri

Reklam
En Çok Okunan
Nefes kesen bakir bir coğrafya, bük... Korsanlar diyarı Madagaskar... Ghana, petrol endüstrisinde reform ... Orhan Aydın / AYD YAPI... Angola petrol bağımlılığından kurtu... Francis Kibhisa: Afrika’da ortak bi... Güney Afrika: İmtiyaz devri sektörl... Afrika Ticaret Odalar Birliği (PACC...
Reklam
Reklam
Sosyal Medya


© Copyright 2013 African Business Life
Bu sitenin içeriğinin kopyalanması ve yeniden dağıtılması açık olarak yasaktır. İşbu sitenin içeriğindeki herhangi bir hata veya yanlışlıktan şirket sorumlu tutulamaz.Tüm Hakları Ferm Ajans Ltd.Şti. ' ye aittir.